Yazılar No Comments

Müzik, Beynimizin de Gıdası…

Beynimiz sürekli gelişerek, yeni bağlantılar kurarak gelişmeye devam eden bir organımız. Yapılan araştırmalar sonucunda müzik dinlediğimizde beynimizin daha aktif ve farklı alanlarının birbiriyle daha  bağlantılı bir hale geldiğini ortaya koymuş. Daha da ilginci bir müzik aleti çaldığımızda beynin tüm alanlarının aynı anda ve eşgüdüm halinde çalıştığını tespit etmişler. Hayatlarının bir döneminde müzik eğitimi almış kişilerin beyinlerinin daha organize olduğu ve durumlar arasında daha kolay bağlantı kurmalarını sağlayacak bir yapıda olduğu da ortaya çıkmış. Kısaca müzik ruhumuzu beslerken, beynimizi de besliyormuş.…
Yazılar No Comments

İç Çamaşırı Kuralı

Bahsetmekten çok hoşlanılan bir konu olmasa da, cinsel taciz maalesef sürekli gündemde olan bir konu. Avrupa’da yapılmış bir araştırma sonucunda; yaklaşık beş çocuktan birinin cinsel taciz de dahil olmak üzere cinsel şiddete maruz kaldığını ortaya koymuştur. Bu durum tehlikenin boyutlarının ne kadar ciddi olduğunu da bize anlatıyor. Cinsel şiddetle ilgili dikkat çekici bir diğer nokta da; vakaların %70-%85 oranındaki kısmında, çocuğu suiistimal eden kişinin çocuğun tanıdığı ve güvendiği bir kişi olmasıdır. Bu anlamda bilgilenmek ve çocukların da bu konuda bilgilenmesini…
Yazılar No Comments

Öğrenme Güçlüğü Nedir?

Öğrenme güçlüğü denildiğinde genellikle akla “Disleksi- Okuma Bozukluğu” kısmı geliyor. Ancak öğrenme güçlüğü başlığı altında Disgrafi (Yazılı anlatım bozukluğu) ve Diskalkuli (Matematik bozukluğu) da yer alıyor.  Bu yazıda Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından belirlenen tanı kriterlerini paylaşıyoruz. Özgül Öğrenme Güçlüğü – Okuma Bozukluğu - Disleksi Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından hazırlanan psikiyatrik bozukluk tanı sınıflandırmasında (DSM-IV) belirlenen Okuma Bozukluğu ölçütleri şunlardır: a) Bireysel olarak uygulanan standart doğru okuma ya da kavrama testleri ile ölçüldüğü üzere, kişinin kronolojik yaşı, ölçülen zekâ düzeyi ve…
Yazılar No Comments

DEHB; Fikirlerle Dolu ve Enerjik…

Enerjik, sözel yanı güçlü , spontane, yaratıcı, heyecan verici, ısrarcı, yenilikçi, hayal gücü yüksek, risk almaktan korkmayan, yumuşak kalpli, becerikli, tutkulu, kabul edici ve affedici, meraklı, yanında olması eğlenceli, temiz kalpli, arkadaşlarını seven, sıkıcı olmayan, zeki, komik, candan, yaratıcı, yeni şeyler denemeye açık, farklı bir bakış açısı olan, farklı çözümler bulan, gözlem gücü yüksek, yardımsever, fikirlerle dolu, kriz durumlarıyla iyi baş eden, ayak üstünde düşünebilen… Yukarıdaki özellikleri okuduğumuzda, kendimizde ya da çocuğumuzda olmasını istediğimiz bir çok özellik bulabilir. Ama tüm…
Yazılar No Comments

Arkadaşım Kitap??

Kitap, küçük yaşlardan itibaren arkadaşlıkla başlayan sonrasında da giderek güçlenen bir dostluğa dönüşen bir tutkudur. Ancak günümüzde baktığımızda kendimizin ve çocuklarımızın bu dostluktan giderek uzaklaştığını ve araya birçok başka şeyin (iş yoğunluğu, çocukların ve bizlerin sürekli bir yerlere yetişme telaşı,  yeni süper parlak teknolojik oyuncaklar…) girdiğini ve eski dost kitapla aramızın açıldığını görüyoruz. Sadece teknoloji ile çevrili ve kitaplardan uzak bir dünya belki ilk bakışta daha kolay ve eğlendirici olarak görünse de; kitaplar ve teknolojinin dengeli bir birlikteliği çocukların ve…
Yazılar No Comments

Çocuklarda Görülen Konuşma Bozuklukları

Bebeğinizi kucağınıza aldığınız andan itibaren belki de anne/baba diyeceği zamanı beklediniz ve sonunda o kelimeleri duydunuz. Ancak sonrasında konuşma gelişimi nasıl devam eder ve nerede çözüm arayışına gidilmeli konusu hakkında bilgi sahibi olmak istiyorsanız, yazının devamını inceleyebilirsiniz. Çocuklar doğdukları andan itibaren kendi düşüncelerini ve duygularını ifade edebilmek isterler. Ağlayarak başlayan iletişim çabaları ilerleyen yaşlarda kendisini sözel olarak uygun biçimde ifade edebilme becerisine dönüşür. İletişimi iki ana alana ayırabiliriz. Birinci alan; sözel iletişimi konuşma yolu ile gerçekleştiririz. İkinci alan; jest, mimik,…
Yazılar No Comments

Yemek ya da Yememek… İşte Anne ile Çocuğun Arasındaki Bütün Mesele Bu

Hamlet durumu farklı yorumlamış ama belki de Hamlet’in annesi ünlü tiradı bu şekilde düşünmüştür. Günümüzde bebeklerin doğumu ile hatta doğumundan çok önceden başlayan bir sorun; “yemek”. Doğum öncesinden itibaren annenin hatta babanın yemek yeme düzenindeki değişikliklerle ve bebeklikten itibaren de yapılan mamalar, sütler, ek gıdalar ve yemeklerle desteklenen ve düzenlenmeye çalışılan bir süreçtir. Hatta hepimizin bildiği gibi annelerimiz bizimle beraber olduğu sürece onların başlıca gündemini oluşturur. İlk andan itibaren düşündüğümüzde, anne/baba ve bebeğin karşılıklı ilişkisinde önemli bir rolü olan yemek…
Yazılar No Comments

Dikkat Gelişimini Destekleyen Eğlenceli Oyun Önerileri

Dikkat gelişimi ve dürtü kontrolünü desteklemek dendiğinde; katı kurallar, yönergeler… aklınıza geliyor olabilir. Bütün o katı kuralların yerine, dikkat gelişimini sağlamanın yolunun eskiden beri bildiğimiz oyunlardan geçtiğini söylesek ne düşünürşünüz? Evet, sıkıcı yöntemlerin yerine birlikte eğlenmeyi seçebilirsiniz. Eğer denemeye ve eğlenmeye hazırsanız başlayabiliriz… Oyunlarla beraber gelişen dikkat süresini ve yoğunluğunu olumlu örneklere çevirmek sizin elinizde. Misket: Bildiğimiz eski oyunlardan biri olan misket; dikkat gelişimi ve dürtü kontrolü konusunda güçlük yaşayan çocukların sırasını bekleme, el-göz koordinasyonu, kazanma-kaybetmeyi öğrenme, hareketlerinin sonuçlarını görerek…
Yazılar No Comments

Ailem Nasıl Helikopter Oldu?

Toplumumuz değiştikçe, toplum içindeki bireyler olarak bizler de değişiyor ve gelişiyoruz. Ancak bu gelişim her zaman olması gerektiği gibi iyi yönde olmayabiliyor. Aile yapılarımız da bu değişimden etkilenen sistemlerimiz içinde. Helikopter Anne-Babalar terimi ilk defa Foster W. Cline, M.D. ve Jim Fay tarafından  “Parenting with Love and Logic: Teaching Children Responsibility” kitabında kullanılmış ve Batı ülkelerde öğretmenler ve diğer profesyoneller tarafından kullanımı yaygınlaşmıştır. Bu terimin ilk çıkış hikayesi bir çocuğun “annem başımda helikopter gibi dönüyor” şikayetiyle başlamış ve bu kitapta…
Yazılar No Comments

Aile Tutumları

Çocuklarımızın yaşamlarına olan etkilerimiz daha onlar dünyaya gelmeden başlar. Doğduğunda onu hangi isimle çağıracağımız, kaçıncı kardeş olduğu, anne ve babanın yetiştirilme tarzları nedeniyle babaanne-anneanne ve dedelerin onları yetiştirme tarzları, ebeveynlerin çocuklarını hangi tarzda yetiştireceğine etki eder. Doğumdan sonra da anne-babanın ve ailenin diğer bireylerinin çocukla olan etkileşimi, çocuğun aile içindeki yerini belirler. Çocuğa yöneltilen davranış ve ona karşı takınılan tavır, ilk yaşantıların örülmesinde büyük önem taşır. Bazı kalıplaşmış düşünce örüntülerini bir anda değiştirmek zor olsa da aile içi tutumlarımızı inceleyerek…

Yazı dolaşımı