Yazılar No Comments

Öğrenme Stilleri – Hareket Yoluyla Öğrenenler

Reinert (1976), öğrenme stillerini görerek öğrenenler, işiterek öğrenenler, sözlü sembollerle öğrenenler ve hareket yoluyla (kinestetik) öğrenenler olmak üzere dört grupta sınıflandırmıştır. Kinestetik öğrenen kişilerin özellikleri aşağıdaki tablodadır. Doğal olduğu yerler Spor ve dansMacera, yarış, rekabetKoşma, zıplama, rol yapma, sıçrama Kaba motor becerilerini kullanmaya yönelik hareketler Problem çözme yolları Planlamaktansa olayın içinde olmayı tercih etmeProblemlere fiziksel müdahalede bulunmaSorunlara çözüm ararken fiziksel olarak çaba sarf etme Problemleri bireysel ya da küçük gruplar içinde çözmeyi tercih etme Deneme - yanılma, araştırma Değerleme ve test etme ihtiyacı…
Yazılar No Comments

Öğrenme Stilleri – Sosyal Öğrenenler

Reinert (1976), öğrenme stillerini görerek öğrenenler, işiterek öğrenenler, sözlü sembollerle öğrenenler ve hareket yoluyla (kinestetik) öğrenenler olmak üzere dört grupta sınıflandırmıştır. Sosyal öğrenen kişilerin özellikleri aşağıdaki tablodadır. Doğal olduğu yerler Kişilerarası ilişki becerisi, insanların duygularına katılmaSözel olmayan iletişimi okumaGrafik, el sanatı, ince yazı, sanat yazısı faaliyetine katılma Sıcak, soğuk, koku… gibi çevre değişmelerini fark etme Problem çözme yolları “Şayet şöyle olursa bu nasıl hissedilir?” diye düşünmeSorun ve çözüm konusundaki hisleri paylaşmak için insanlarla konuşmaDoğru olduğunu hissettiğinde  bir çözümü uygulama Kendi doğrularının arkasından  gitme Değerleme…
Yazılar No Comments

Öğrenme Stilleri – Görsel Öğrenenler

Reinert (1976), öğrenme stillerini görerek öğrenenler, işiterek öğrenenler, sosyal öğrenenler ve hareket yoluyla öğrenenler olmak üzere dört grupta sınıflandırmıştır.  Görsel öğrenen kişilerin özellikleri aşağıdaki tablodadır. Doğal olduğu yerler İyi giyinmeAyrıntıları ve renkleri hatırlama Okuma, yazma, kanıt okuma. İnsanların yüzünü hatırlama (ama adlarını unutma) Yazılarda görülen isimleri hatırlama Zihinsel (görsel) imgeler yaratma Problem çözme yolları Talimatları okuma, problemleri listelemeDüşünceleri düzenlemede grafiksel malzeme hazırlamaAkış kartları kullanma Kağıt üzerinde grafiksel çalışmaları görme ve akıl gözünde canlandırma Değerleme ve test etme ihtiyacı Görsel/yazılı testlerAraştırma raporları…
Yazılar No Comments

Öğrenme Stilleri – İşitsel Öğrenenler

Reinert (1976), öğrenme stillerini görerek öğrenenler, işiterek öğrenenler, sözlü sembollerle öğrenenler ve hareket yoluyla (kinestetik) öğrenenler olmak üzere dört grupta sınıflandırmıştır. İşitsel öğrenen kişilerin özellikleri aşağıdaki tablodadır. İşitsel öğrenen öğrenciler; Doğal olduğu yerler Doğaçlama konuşmaSpontan düşünmeKarşılaştığı insanların yüzlerini unutma ama adlarını hatırlama Kelimelerle ve dille çalışma Hafif sesli ortamlarda çalışma Problem çözme yolları Seçenekler hakkında konuşmaBir durumda ne yapılacağını o durumu yaşayanlara sormaHedefi sözle ifade etme Sözlü tekrarlama Değerleme ve test etme ihtiyacı Yazılıdan daha çok  sözlü anlatmaProjelerini sözlü olarak sunmaProje olarak şiir okuma,…
Yazılar No Comments

Nasıl Öğreniyorsunuz?

Nasıl öğrendiğinizi düşündünüz mü? Peki, çocuğunuz nasıl öğreniyor düşündünüz mü? Yapılan araştırmalar kişiye özgü öğrenme stilleri ile daha kolay bir şekilde öğrendiğimizi ortaya koyuyor. Öğrenme kavramını incelediğimizde öğrenenlerin bilgiyi algılama,  işleme,  düzenleme,  problem çözme,  ürün ortaya koyma,  güdülenme şekillerindeki farklılıkları göz önüne alınmaya ve kişilerin bunlarla daha iyi öğrenmelerini sağlamak için bir ortak yol geliştirilmeye çalışılmıştır. Bu yollardan biri de; kişiye özel öğrenme stilleri geliştirmektir. Öğrenme stilinizi belirlemek öğrenmeyi daha keyifli bir hale getirebilir... Hem de bu durumu basit bir şekilde…
Yazılar No Comments

Çocuklarda Empati Gelişimi

Çocuklarda empati kavramı yaşa bağlı olarak gelişmektedir. Yaşamın ilk haftasında bebeklerin, bir diğerinin ağlamasına karşı üzüntüyle ve ağlayarak karşılık vermesiyle başlayan bu beceri, ailenin ve okulun desteği ile gelişebilir. 1–2 yaş arasında bebek, karşısında gördüğü kişinin davranışını taklit ederek onun o anda hissettiği duyguyu anlamaya çalışır. 2–3 yaş döneminde ise duyguları taklit edebilmeye başlar. 3-5 yaş arasında çocuklar diğer insanların duygu ve düşüncelerinin kendisinden farklı olduğunu anlamaya ve karşısındaki kişiye yardım etmeye başlar. 6–9 yaş aralığı; empatinin tam anlamıyla başladığı…
Yazılar No Comments

Whiplash, Hep Bir Adım Daha İlerisi Mi?

Anne, baba, öğretmen... eğitimden yolu geçen herkesin izlemesini önerdiğim bir film; Whiplash. Çocuklarımızı, öğrencilerimizi geliştirmek, "daha iyi yapmak" adına söylediğimiz her sözün, yaptığımız her davranışın nasıl hayatlarını değiştirebileceğini anlatan bir film. İyi seyirler...
Yazılar No Comments

Karne Öncesinde Ailelere Öneriler

Birinci dönemin son günlerindeyiz. Ancak kimi için tatlı bir heyecanı içeren bu bekleyiş kimi öğrenciler de de oldukça yoğun kaygı duygularına sebep olabiliyor. Karneleri almadan önce anne/babalara birkaç önerim var; Karnedeki notların çocuğunuzun karakterinin değil sadece o derslerdeki ve sadece o dönemde aldığı değerlendirmeler olduğunu unutmayın. Notların dışında derste öğrenebildiği ve öğrenemediği noktaları değerlendirmesine yardımcı olun. Karne zamanını çocuğunuzun hedeflerini gözden geçirmesi için bir fırsat olarak değerlendirin. Bu hedeflerin sadece “Matematiği 4 yapacağım.” seviyesinde kalmaması için onu düşünmeye sevk edin. Mezun…
Yazılar No Comments

Merak Duygusunu Yaratan ve Körükleyen Etmenler

19 yaşındaki Easton LaChappelle, dünyayı değiştirmek için bir kişi yeterli değil demiş. Ancak bence şimdiden birçok kişinin dünyasını değiştirdi. Easton'u daha yakından tanımak isterseniz, videosunu buradan izleyebilirsiniz. Easton gibi kişileri bu seviyeye getiren merak duygusunu yaratan ve körükleyen etmenler neler birlikte bakalım. Erikson’a göre merak duygusu, çocukluk döneminin 3-5 yaşları arasında büyük bir dönemece girer. Bu yaş grubunda bitip bilmek bilmeyen sorularıyla, kendilerine göre deneme-yanılmalarıyla çocuklar dünyayı merak eder ve tanımak isterler. Ancak özellikle bu dönemde çocukların merak duygusunu nasıl…
Yazılar No Comments

Ruh Sağlığı Bozulduğunda…

Bir yerimiz kırıldığında, kesildiğinde hikayesini herkesle paylaşıyoruz. Nezle olduğumuzda Facebook sayesinde bunu tüm dünya ile paylaşabiliyoruz. Ancak ruh sağlığı bozulduğunda neden bunu gizleme gereksinimi hissediliyor? Olumsuz düşünceler, bizlerin ruh hallerini etkileyebilir. Dünyayı olduğundan daha umutsuz, daha çaresiz bir şekilde algılamamıza neden olabilir. Bu noktada bir uzman desteği almak size  yardımcı olabilir.        

Yazı dolaşımı